Yargıtay 11. Ceza Dairesi, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ve Emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de aralarında bulunduğu 14 sanığın “Ergenekon terör örgütü üyeliği” suçundan yargılandığı davada, beraat kararı verdi. 2010 yılında başlayan davada 5 yılın sonunda gelen beraat kararında mahkeme, sanıkların üzerilerine atılı suçları işlediklerinin sabit olmadığını belirterek “Ergenekon Terör Örgütü üyeliği” suçundan açılan soruşturma ve kovuşturma evresinde hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle başta Savcılar Osman Şanal ve Taner Aksakal olmak üzere yargı mensupları ile kamu görevlileri hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Ayrıca yalan beyanları ile davaya damgasını vuran bazı gizli tanıklar hakkındaki koruma kararının kaldırılmasına hükmetti. 

Mahkeme tarafından yazılacak gerekçeli kararı bekleyeceğiz ancak haklarında koruma kararının kaldırılması gereken ‘Efe’ ve ‘Munzur’ kod isimli iki yalancı tanık ve yalan beyanları ile iddianame düzenleyen Savcı Osman Şanal’ı tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Malum Türkiye’de gündem günlük olarak değişmekte bu sebeple Erzincan Davası’nın İstanbul’daki Ergenekon Davası ile sahte bağlantısı nasıl kuruldu bir kenara not edelim.

Cihaner’in cemaat hakkında soruşturma yürüttüğü bir dönemde soruşturmayı elinden alan Şanal, Cihaner hakkında “Ergenekon terör örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla soruşturma başlattı. Bir savcının kendisinden üst makamda olan başka bir savcıyı makam odasından nasıl aldırttığını belgeleyen bu fotoğraf, soruşturmayı yürüten eski özel yetkililerin içlerindeki hırsı, nefreti açığa çıkarması bakımından önemli ve unutulmaması gereken bir fotoğraf.

Onlarca delile rağmen

Soruşturmayı başlatan dönemin Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, müvekkilim Dursun Çiçek’in ifadesine dahi başvurmadan hazırladığı iddianamede, iki gizli tanık beyanı ile Çiçek’in sözde İrtica İle Mücadele Yazısı’nın Erzincan’da uygulandığını, bu kapsamda Çiçek’in de Erzincan’a gittiğini iddia etti.Şanal’ın bu ithamı dile getirmesindeki amacı anlamak ise bizler için kolay oldu. Bir diğer özel yetkili kaçak eski savcı Zekeria Öz tarafındanhazırlanan İrtica İle Mücadele Yazısı İddianamesinde, Çiçek’in taklit imzalı sahte planı hazırlandığı yazıyordu ancak salt bu planın, uygulama ve icra hareketlerinin varlığına delalet etmeyeceği düşünülmüş olacak ki, planın uygulandığına ilişkin iftiralar üretme çabası içine girmişti.

Çiçek’in Erzincan İline gitmediğini, bu davayı yürüten tüm özel yetkili savcılar, Şanal, Öz ve Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın gayet tabi biliyordu. İsmi geçen savcıların bu gerçeği bildiklerine emin olma sebebim ise dava dosyasında Çiçek’in Erzincan’a hiç gitmediğini belgeleyen onlarca resmi belge, bilgi ve delillerdir. Örneğin,MİT, İÇ İşleri Bakanlığı, Genelkurmay’dan, Çiçek’in Erzincan’a gittiği, planı uyguladığı yönünde herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı yönünde ki resmi yazılar,Çiçek’in, Ankara’da Genelkurmay Karargahında görevinin başında olduğuna dair Gnkur. Giriş- Çıkış kayıtları, Çiçek’in 2009 yılı içinde sadece Erzincan-Erzurum’a değil Doğu ve Güneydoğu’daki hiçbir yere uçakla yada helikopter ile seyahat etmediğine ilişkin kurumlardan gelen yazı cevapları, Çiçek’in 2009 yılında Erzincan Orduevinde hiç kalmadığına ilişkin yazı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda düzenlenen İç Güvenlik Seminerine iddia edilenin aksine Çiçek’in katılmadığına ilişkin yazı, Çiçek’in cep telefonuna ait iletişim kayıtları (HTS kayıtları) baz istasyon bilgileri, Kredi kartı harcama bilgileri, Aynı konuda Erzincan’da ifade veren dönemin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Başsavcı İlhan Cihaner dahil onlarca asker ve sivil kişinin Çiçek’i tanımadıklarını ve Erzincan’da görmediklerini beyan etmeleri gibi onlarca delile rağmen, yok arkadaş Çiçek Erzincan’a gitti diyecek aklıselim kaç insan vardır?

Varmış demek ki!

Tüm bu delillere gözlerini kapatan Özel yetkili savcı ve hakimler Çiçek’in Erzincan’a gittiği iddiasına delil olarak Erzincan Konak Mazlum Otel’de 28-29 Mart 2009 tarihleri arasındakalan bir Dursun Çiçek kaydı çıkarıp, işte bakın bulduk dediler!Sorulturma evraklarını yayınlamak ile meşhur  Cemaat Zaman’ının haberi,

Bu gülünç iddia 401020 Nolu Fatura ile 65 TL ödeyen Dursun Çiçek adlı kişinin 1977 doğumlu başka bir kişi olduğunun kimlik bilgilerine bakınca ‘kolayca’ tespit edilmesi sonucu iddianamenin hazırlanmasından neredeyse iki yıl sonra ortaya çıkarıldı! Müvekkilim dışında Türkiye’de kaç tane Dursun Çiçek varsa peşlerine düşecek kadar da gözleri dönmüştü. Kiminin telefonunu dinlediler, kiminin uçak kayıtları Erzincan delili diye mahkemeye geldi. Bize de bu trajikomik duruma ağlayalım mı gülelim mi karar veremeden savunma yapmak düştü. Niyatet sonunda tüm bu Dursun Çiçekleri tek tek açığa çıktı.

Gelelim Erzincan Davasının gizli tanıklarına. Bu isimlerin özel olarak seçildiği kesin. Çoğu sabıkalı isimler. Bir tanesi sözde gizli tanık ‘Efe’. Gelin görün ki gizli falan değil. Gizli olması korumaya alınmasını sağlayıp yalanlarını gizlemek telaşından. Hakkında 20 ayrı suçtan soruşturma açılmış, Ergenekon arabama kene koydu diyen bir savcı olan bu kişi Bayram Bozkurt. Tabi bu asıl ismi. Kimliği ve estetik ameliyat ile yüzü değiştirildi şeklinde haberler çıktı. Hatta değişen yüzü ile tekrar savcı yapıldığı haberi de! Hakkında dava açık, peşindeyiz ancak henüz bulunamadı! Aynı özel yetkililerin gizi tanık koruma kapsamına aldığı Danıştay Cinayeti sanığı Osman Yıldırım gibi tanımayacağımız şekilde aramızda geziyor olması muhtemel.

Bu şahıs Çiçek hakkında söylediği Erzincan yalanı konusunda tabiri caizse duruşmada aynı ‘Munzur’ isimli bilinen adı Serkan Zirek gibi çuvalladı. Duruşmadan bir örnek,

Bayram Bozkurt: Sizi Orduevinde yemek yerken gördüm. Çok net gördüm. Üzerinizde resmi kıyafet vardı. Hatta siz gelince masadaki herkes size saygı ile ayağa kalktı. Önemli biri olduğunuz belliydi. (Masada olduğunu söylediği isimler arasında dönemin 1. Ordu K. Ergin Saygun, dönemin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk gibi isimlerde var. Askerlik yapanınız bilir masaya gelenlerin rütbe durumuna göre kimin kalkacağını)

Dursun Çiçek: Üzerimdeki üniformanın rengi neydi?

Bayram Bozkurt: Yeşil

Dursun Çiçek:Öyle mi? Biz Denizciler yeşil giyeriz zaten!

Bayram Bozkurt: Pardon pardon biran karıştırdım. Beyaz. (Geldi dediği tarihin Ocak yani kış ayları olduğunu unutur. Hazırlıksız sorular tabi!)

Dursun Çiçek: Biz denizciler kış aylarında beyaz değil siyah üniforma giyiniriz!

Dönemin Mahkeme Başkanı Köksal Şengül: Dursun Çiçek’i tanıyor muydun? Neden dikkatini çekti Dursun Çiçek?

Bayram Bozkurt: Tanımıyordum, teşhis ettim.

Hakim Köksal Şengül:Ancak sen Dursun Çiçek’i ifade verdikten sonraki bir tarihte teşhis etmişsin. Tanımadığın adamın ismini nereden bildin.

Bayram Bozkurt: Hatırlamıyorum!

(Hatırlamıyorum cevabı, buralara çalışmadım demenin bir gizli tanık için en güzel yolu. Bazı sözde hakim ve savcılar bu konuda güzelce bilgi vermiş görünüyor davanın tanıklarına. )

İşte size bal gibi buz gibi kumpasım diyen bir davanın resmi ve haklarında işlem başlatılması konusunda çok geç kalınmış isimlerden bazıları. Bizim dosyaya dahil olduğumuz ve hukukun ayaklar altında ezildiği kadarı böyle, varın gerisini siz düşünün.

Av. İrem Çiçek